Doğum Kontrol Yöntemleri

Doğum kontrol yöntemleri istenmeyen gebeliklerin oluşumunu engellemek için uygulanan yöntemlerdir. Yapılan çalışmalarda gebeliklerin %49’unun istenmeyen gebelikler olduğu gösterilmiştir. İstenmeyen gebeliklerin %40’ı herhangi bir korunma yöntemi kullanmayan çiftlerde, %60’ı ise korunma yöntemi kullanan çiftlerde görülmektedir. İstenmeyen gebelik ve kürtaj oranını azaltmak için doğum kontrol yöntemlerini doğru uygulamak çok önemlidir.

Doğum kontrol yöntemleri hiç hamile kalmamak için veya çocuklar arasında ara vermek için kullanılır. Bazıları da şiddetli diyabet ve kalp hastalığı gibi sistemik hastalıkların gebelikte ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerinden uzak durmak için çocuk istemez. Gebelik kategorisi D ve X olan ilaçları kullanırken de hamile kalmamak için de doğum kontrol yöntemleri kullanılır. Çünkü bu ilaçlar bebekte doğuştan bazı sakatlıklara neden olabilir.

Doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması kadını kürtaj ve risklerinden de koruyacaktır.

Bu yazıda kadına ait doğum kontrol yöntemleri ve erkek doğum kontrol yöntemleri dahil tüm korunma yöntemlerinin etki mekanizmaları, koruyuculuk oranları, yan etkileri hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz.

Geleneksel Doğum Kontrol Yöntemleri

Öncelikle doğal korunma yöntemlerinin gebelikten koruma oranının çok düşük olduğunu bilmeniz gerekir. Geleneksel doğum kontrol yöntemleri şunlardır.

Geri Çekilme Yöntemi (Koitus İnterraptus)

En eski ve geleneksel doğum kontrol yöntemlerinden biri olan geri çekme metodunun güvenilirliği çok düşüktür. Geri çekilme yönteminde erkek boşalmadan önce vajinadan çıkar ve dışarı boşalır. Ancak erkek boşalmadan önce, zevk sıvısında sperm olabilir. Ya da erkek vajina dışına boşalsa bile, vajinaya yakın bölgedeki spermler hareket ederek vajene ulaşabilir. Böylelikle gebelik oluşabilir. Bakire hastaların gebe kalması da bu şekilde olmaktadır.

Vajinal Duş (Post Koital Duş)

Saf su, sirke ve buna benzer birçok ürün vajinal duş olarak kullanılmaktadır. Teorik olarak ilişki sonrası duş spermi vajina dışına atabilir. Ancak ejekulasyondan (boşalma) 90 saniye sonra spermler rahim ağzına ulaşır. Bu nedenle bu korunma metodu etkin ve güvenli değildir.

Emzirme Gebelikten Ne Kadar Korur?

Yeni doğum yapmış bir kadında süt gebelikten korur. Ancak bunun belli bir süresi vardır. Emzirmenin ilk 6 ayı yumurtlama olmadığı için süt korur ve gebelik olmaz. Özellikle sadece anne sütü ile bebeğini besleyenlerde ilk 3 ay emzirme kesin gebelikten korur. Ancak ek gıda veriliyorsa emzirme sadece 3 hafta korur.

Bu nedenle, doğumdan sonra emzirme yoksa veya mama ile bebek besleniyorsa, kadın adet görmese bile hamile kalabilir. Ancak sadece anne sütü veriyorsa, emzirme 3 ay kesin olarak hamilelikten korur.

Doğumdan sonraki ilk 6 ay anne sütünün gebelikten koruduğu düşünülse de çoğu doktor doğumdan 3 ay sonra uygun korunma yönteminin uygulanmasını önermektedir.

Takvim Metodu

Eskiden beri kadının adetin belli günlerinde doğurgan olduğu bilinmektedir. Takvim metodu ile korunmada yumurtlama döneminde cinsel ilişkiden uzak durma yöntemi uygulanır. Yumurtlama gününden 2-3 gün öncesi ve 2-3 gün sonrası dönemde cinsel ilişkiye girilmez.

Takvim yöntemi ile korunmada, son 2-3 aylık adet günleri baz alınarak tahmini yumurtlama zamanı hesaplanır. Düzenli adet gören bir kadında ovulasyon günü beklenen adet tarihinden 14 gün öncesidir. Ovulasyon gününden 2-3 gün öncesi ve sonrası dönemde ilişkiye girilmemesi gebelikten koruyacaktır.

Ancak takvim metodunun en önemli dezavantajı tam yumurtlama gününün hesaplanamamasıdır. Yumurtlama beklenen tarihten erken veya geç olduğunda gebelik oluşabilir. Takvim yöntemi ile korunan 100 kadından 35’i 1 yıl içinde istemeden gebe kalır. Bu nedenle bu yöntem güvenilirliği ve etkinliği düşük olan doğum kontrol yöntemidir.

Bariyer Metodları

Doğum kontrol yöntemlerinden biri de bariyer metodlarıdır. Bariyer metodları hem kadın için hem de erkek için uygulanabilir.

Erkek Kondomu (Prezervatif)

En sık kullanılan doğum kontrol yöntemlerinden biri de erkeğin kondom (prezervatif) kullanmasıdır. Kondom ilişki sırasında semenin vajinaya boşalmasını engelleyen, penisi saran bir kılıftır. Erkek kondomunda en sık kullanılan materyal latekstir. Poliüretan da materyal olarak kılıf için kullanılır.

Prezervatifin diğer doğum kontrol yöntemlerinden en önemli üstünlüğü cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumasıdır.

Bazı kondomlar spermisid içererek kondom yırtılması durumunda kısmen gebelikten koruma sağlayabilir.

Prezervatif yırtılması fabrika hatalarından kaynaklı (3/1000) veya kullanım hatası nedeniyle olabilir. Prezervatif ile korunanlarda gebe kalma riski %25 civarındadır. Yani her 4 kadından 1’i kılıf kullanılmasına rağmen hamile kalabilir.

Daha yüksek bir korunma oranı isteniyorsa kondomla birlikte vajinal jel veya köpük kullanılabilir. Bu kombinasyon mekanik veya teknik sebeplerle oluşan kondom hatalarını en aza indirir.

Kadın Kondomu

Kadın kondomu her bir ucunda birer halka bulunduran, ince poliüretan materyalden yapılmıştır. Halkalardan biri vajenin derinliklerine yerleştirilir, diğer halka vajinanın hemen girişine (introitus) yerleştirilir.

Kadın kondomunun avantajı kadının kontrolünde olması ve bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumasıdır. Dezavantajı ise boyutunun büyük olması ve pahalı olmasıdır.

Kadın kondomu doğru kullanıldığında başarısızlık oranı %2 civarındadır.

Vajinal Diyafram

Vajinal diyafram vajina ile rahim ağzı arasına yerleştirilen bir bariyer korunma yöntemidir. Diyafram, spermlerin rahim ağzından içeri girmesine engel olur, böylelikle hamilelikten korur. Diyaframın değişik çapta olanları vardır. Kadın için en uygun boyut doktor tarafından muayene ile belirlenir.

Diyafram yerleştirilirken kontraseptif bir jel veya krem kullanılmalıdır. Bu jel diyafram yerleştirilirken sürüldükten sonra, bir de etrafına sürülmelidir. Aksi takdirde etkili olmaz. Bu jel kaygan olduğu için diyaframın da kolay yerleştirilmesini sağlar.

Vajinal diyafram ilişkiden 6 saat öncesine kadar yerleştirilebilir ve ilişkiden 6-24 saat kadar sonra çıkarılmalıdır.

Diyaframın dezavantajı kullanımının zor olması ve eğitim gerektirmesidir. Ayrıca ilişki olacağını tahmin ederek uygun zamanda yerleştirilmesi gerekliliği de bir dezavantajdır.

Kilo alıp verme ve doğumlar uygun diyafram çapını değiştirebilir. Bu değişiklikler olduğunda kadın için en uygun diyafram çapı, vajinal muayene ile tekrar belirlenmelidir.

Doğru kullanıldığında bile diyaframla gebe kalma riski %6’dır.

Servikal (Rahim Ağzı) Başlık

Servikal başlık, küçük kubbe şeklindedir ve diyafram gibi rahim ağzına yerleştirilir. Emme kuvveti ile yerinde durur. Spermlerin rahim ağzından geçmesini engellemek için doğru yere yerleştirilmelidir.

Kadınlarda rahim ağzı boyutları değişkenlik gösterir. Bu nedenle her kadına uygun boyutta servikal başlık belirlemek zor olabilir. Bu da yöntemin pratik kullanımını kısıtlamaktadır. Ayrıca kadınlar kendi rahim ağzını hissetmekte zorlanabilir ve doğru yerleştiremeyebilir. Bu nedenle servikal başlığın kullanımı diyaframa göre daha zordur.

Servikal başlık en fazla 1 gün yerinde bırakılabilir. 1 günden fazla vajende kaldığında kötü kokulu akıntıya neden olur. Ancak her ilişkiden önce yerinde olup olmadığı kontrol edilmelidir. Servikal başlığın koruyuculuğu diyaframla benzerdir.

Spermisidler (Sperm Öldürücü Maddeler)

Spermisidler; jel, krem, fitil, sünger veya köpük şeklinde olabilir. Spermisidlerin spermi öldürücü etkileri yanında rahim ağzından geçişini engelleyen bariyer etkileri de vardır. Spermisidlerin çoğu içerik olarak uzun zincirli surfaktan Nonoksinol 9 ihtiva eder.

Spermisidler tek başına kullanılabileceği gibi, fiyafram veya kondomla beraber de kullanılabilir. Bazı spermisidlerin etkisini göstermesi için birkaç dakikaya ihtiyacı vardır. Eğer bu süre beklenmezse yöntem başarısız olabilir.

Spermisidlerin başarısızlık oranı %15 civarındadır. Spermisidlerin diğer bir dezavantajı ise genital bölgeyi tahriş etmeleridir. Ayrıca spermisidler cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz.

Hormonal Korunma Yöntemleri

Hormonal doğum kontrol yöntemleri 3 gruba ayrılır.

  • Doğum kontrol hapları
  • Enjektabl progestinler (Aylık, 3 aylık doğum kontrol iğneleri)
  • Deri altına implante edilen progestinler (İmplantlar)

Doğum Kontrol Hapları

İlk defa 1960 larda piyasa sürülen doğum kontrol hapları, doğum kontrol yöntemlerinde modern bir çağ açmıştır. Doğum kontrol hapları sadece progesteron içeren haplar (minipil) ve hem östrojen hem progesteron (kombine oral kontrasepifler) içeren haplar şeklinde ikiye ayrılır.

İlk piyasaya sürülen kombine doğum kontrol haplarının içindeki östrojen dozu çok yüksekti. Kanser riskini artırdığı için doğum kontrol haplarının içeriğindeki östrojen ve progesteron dozu son 10 yılda 3-4 kat azaltıldı. Böylece kanser riskini artırmadan etkili bir korunma sağlaması amaçlandı. Ayrıca ödem, tüylenme yapan progesteron içeriği de değiştirildi.

Böylelikle yeni nesil doğum kontrol hapları kilo artışı, ödem, tüylenmeye neden olmamaktadır. Hatta tam tersi polikistik over sendromu tedavisinde tüylenme, sivilcelenme (akne) ve adet düzensizliğini tedavi etmek için doğum kontrol hapları kullanılmaktadır.

Kombine Doğum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları şu mekanizmalarla gebelikten korur.

  • Beyinden FSH ve LH salınımını engelleyerek, yumurta gelişimini ve yumurtlamayı önler.
  • Rahim ağzındaki mukus tıkacının yoğunluğunu artırarak spermin geçmesine engel olur.
  • Rahim duvarının (endometriyum) ince kalmasını sağlayarak embriyonun tutunmasını (implantasyon) engeller.

Doğum Kontrol Hapları Nasıl Kullanılır?

Doğum kontrol hapına adetin ilk 5 günü içinde başlanır. Genellikle adetin 1-2. Günü hapa başlanması önerilmektedir. Hap her gün düzenli olarak aynı saatte alınır. 3 saatten fazla gecikme olduğunda koruyuculuğun azalacağı bilgisi hastaya söylenmelidir.

Doğum kontrol haplarının bazılarında 21 tablet, bazılarında 28 tablet hap vardır. 21 tablet içeren doğum kontrol hapı şu şekilde kullanılır. Adetin 1. Günü ilaca başlanır ve her gün düzenli olarak aynı saatte alınır. 21 gün hapı içtikten sonra 7 gün ara verilir. 8. Gün yeni kutuya başlanır. Bu şekilde aylarca kullanıma devam edilir.

Genellikle son hapı aldıktan 3-5 gün sonra adet olur. Ama yeni kutuya başlamak için regle bakmamak gerekir. 21 gün ilaç içtikten sonra 7 gün ara, 8. Gün yeni kutuya başlamak şeklinde doğum kontrol hapı kullanılır (Adet olsa da olmasa da bu düzene uyulur).

Eğer 28 tabletlik doğum kontrol hapı markası kullanılıyorsa ara vermeye gerek yoktur. 28 gün boyunca her gün düzenli olarak, aynı saatte doğum kontrol hapı içilir. Kutu bittikten sonra hemen yeni kutuya başlanır.

28 tabletlik doğum kontrol haplarının son 7 günündeki ilacın içinde vitamin vardır. Karışıklık olmaması için son 7 güne plasebo ilaç konmuştur. Bu ilaçların son 7 gününde adet olması beklenir.

Doğru kullanıldığı takdirde doğum kontrol hapı ile hamile kalma riski 1/1000 civarındadır.

Doğum Kontrol Hapları Ne Zaman Korumaya Başlar?

Adetin ilk 5 günü içinde doğum kontrol hapına başlanırsa, koruyuculuk hemen o ay başlar. Hap içilmeyen 7 günlük sürede de gebelikten koruma devam eder. Ancak koruyuculuk oranının düşmemesi için ilacın aynı saatte alınması çok önemlidir.

Doğum kontrol hapı bırakıldıktan sonra koruyuculuk devam etmez, hemen biter. Bazı çalışmalarda yumurtlamanın geri dönmesinin 3-4 ayı bulacağı belirtilse de, ilacı bıraktıktan sonraki ay hemen gebe kalan birçok hasta bildirilmiştir.

Doğum Kontrol Hapı Unutulursa Ne Yapmalı?

Doğum kontrol haplarının kullanımını zorlaştıran en önemli faktör, her gün düzenli alınması gerekliliğidir. Hatta saatlerin bile koruyuculukta önemi vardır. Hapı almakta 3 saatten fazla gecikilirse koruyuculuk azalır.

Eğer doğum kontrol hapını almayı unutmuşsanız, aklınıza geldiğinde hem unuttuğunuz günün hapını, hem de o günkü hapı alın. İlacı normal düzende kullanmaya devam edin, ancak o ay başka bir yöntemle de korunun. Sadece doğum kontrol hapının koruyuculuğuna güvenmeyin.

Doğum Kontrol Haplarının Yan Etkileri

Doğum kontrol hapı kullananların %10’unda hafif bulantı ve kusma görülebilir. Kullanılmaya başlandıktan sonraki ilk 3 ay kadınların %30’unda ara kanamalara yol açabilir. Eğer hasta bu yan etkileri tolere ederse, ara kanamalar ve bulantı şikayetleri 3 aydan sonra geçecektir. Doğum kontrol hapı kullananların %40’ı ara kanamalar (kırılma kanamaları) nedeniyle ilacı bırakmaktadır.

Doğum kontrol hapları adet kanama miktarını ve süresini azaltır. Bu da beklenen bir yan etkidir, endişe etmeye gerek yoktur.

Nadiren doğum kontrol hapları baş ağrısına neden olabilir veya mevcutta bulunan migreni tetikleyebilir. Bu yan etkiler olduğunda mutlaka doktorunuza haber vermeniz gerekir. Doktorunuz ya ilacı değiştirecek ya da hapı kesecektir.

Doğum Kontrol Haplarının Zararı Var mı?

Doğum kontrol haplarının en önemli zararı tromboemboli riskini artırmalarıdır. Bu risk doğum kontrol hapı kullanan her kadında yoktur.  Özellikle risk faktörü taşıyan hastalarda (aile öyküsü, genetik pıhtılaşma bozukluğu olanlarda) emboli riskini artırır. Çünkü doğum kontrol hapları kan pıhtılaşmasını artırır. Eğer kan pıhtılaşmasına yatkınlık varsa venöz tromboemboli ve pulmoner tromboemboli riski artar.

Bazı çalışmalarda doğum kontrol haplarının kalp krizi (miyokard enfarktüsü) ve felç (inme) riskini artırdığı iddia edilse de, bu konu ile ilgili fikir birliğine ulaşılamamıştır. Hipertansiyon, sigara içimi ve ileri yaş (35 yaş üstü) gibi risk faktörleri olanların doğum kontrol hapı kullanması sakıncalı olabilir. Bu risk faktörlerini taşımayan kadınlar güvenle doğum kontrol hapı kullanabilir.

Tromboemboli riski eski doğum kontrol haplarında daha yüksekti. Çünkü eski doğum kontrol haplarındaki östrojen dozu daha yüksekti. Ancak yeni doğum kontrol haplarındaki östrojen dozu 3-4 kat düşürüldüğü için emboli riski de yatkınlığı olmayan kadınlarda çok düşüktür.

Bazı yayınlarda doğum kontrol haplarının meme kanseri ve rahim ağzı kanseri riskini artırabileceği belirtilse de bu durum tam olarak ispat edilememiştir. Ama sonuç olarak doğum kontrol haplarının bu kanserler açısından risk taşımayan kadınlarda kansere yol açmadığı bilimsel olarak saptanmıştır.

Doğum kontrol hapı kısırlık yapar mı? Sorusu biz kadın doğum doktorlarına belki de en sık sorulan sorulardan biridir. Doğum kontrol hapları kısırlık yapmaz, hormonları bozmaz. Tam tersi hormonal bozukluğu olan hastalarda hormonların düzenlenmesi için tedavide doğum kontrol hapları verilir.

Hatta tüp bebek tedavisi öncesi hormonları düzenlemesi için ve tüp bebek başarı şansını artırmak için doğum kontrol hapları kullanılır.

Doğum Kontrol Hapları Ne İşe Yarar?

Doğum kontrol haplarının hamilelikten koruma dışında birçok faydası vardır. Doğum kontrol haplarının faydaları şu şekilde sıralanabilir.

  1. Adetleri düzenler
  2. Adet sancılarını (dismenore) azaltır
  3. Tüylenme (hirsutizm, kıllanma) ve sivilcelenmeyi (akne) azaltır
  4. Ödem söktürür (kilo aldırmaz, tam tersi vücuttan su atılımını sağlar)
  5. Endometriyozis (çıkolata kisti) tedavisinde kullanılır
  6. Yumurtalık kisti oluşumunu engeller
  7. Aşırı adet kanamasını tedavi eder
  8. Rahim kanseri (endometriyum kanseri), yumurtalık kanseri (over kanseri) ve barsak kanseri riskini azaltır
  9. Dış gebelik riskini azaltır
  10. İyi huylu meme kistlerini (fibrokistik hastalık) azaltır
  11. Kemik erimesini engeller
  12. Romatoid artriti (eklem romatizmasını) hafifletir

Kimler Doğum Kontrol Hapı Kullanamaz?

Aşağıdaki özelliklere sahip kadınlar riski nedeniyle doğum kontrol hapı kullanamaz.

  • Gebelik şüphesi olanlar
  • Tanı konmamış vajinal kanaması olanlar
  • Önceden geçirilmiş venöz tromboemboli, kalp krizi veya felç (inme) öyküsü olanlar
  • Sistemik lupus eritamatosis (SLE) olanlar
  • Kontrolsüz diyabet hastalığı (şeker hastalığı) ve hipertansiyonu olanlar
  • 35 yaş üstü, sigara içenlerin doğum kontrol hapı kullanması tehlikelidir.

Doğum Kontrol Hapı Çeşitleri ve İsimleri Nelerdir?

Piyasada bulunan doğum kontrol hapları reçetesiz olarak eczaneden alınabilir. Sık kullanılan doğum kontrol hapları şunlardır:

21 tabletlik doğum kontrol hapları (Kutular arasında 7 gün ara verilir)

  • Yasmin
  • Drosetil
  • Dienille
  • Microgynon
  • Diane-35
  • Ginera
  • Desolett
  • Myralon
  • Reginon
  • Miranova
  • Cybelle

28 tabletlik doğum kontrol hapları (Kutular arasında ara verilmez)

  • Yazz
  • Drospera
  • Qlarista

Sadece progestin içeren minipiller (Mini haplar)

Noretindron ve levonogestrel gibi progestin türevlerinin hamilelikten koruduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Mini hap da denilen bu ilaçların içinde östrojen olmadığı için, östrojene bağlı yan etkiler mini haplarda görülmez.

Mini hapların gebelikten nasıl koruduğu tam olarak anlaşılamamış olmakla beraber aşağıdaki mekanizmalarla hamilelikten koruduğu düşünülmektedir.

  1. Yumurtlamayı (ovulasyon) önler
  2. Rahim ağzı mukusunun sperm geçirgenliğini azaltır
  3. Rahim duvarına embriyonun tutunmasını engeller

Mini piller her gün düzenli olarak, aynı saatte alınmalıdır. Kombine doğum kontrol hapları gibi ara vermeye gerek yoktur. Hap alımındaki 2-3 saatlik gecikme bile koruyuculuğu azaltır.

Mini hapların en önemli yan etkisi ara kanamalardır. Mini haplar, östrojen kullanımının tehlikeli olduğu kadınlar için ideal korunma yöntemlerinden biridir.

Özellikle sigara içen 35 yaş üstü kadınlar, emzirenler, migren, hipertansiyonu olan kadınlar için mini haplar güvenli doğum kontrol yöntemlerindendir.

Deri altı İmplantları (İmplanon, Norplant)

Implanon (deri altı implantı) 4cm uzunluğunda, 2mm çapında çubuklardır. Bu çubuklar kullanılmayan üst kola deri altına takılır. Bu çubuklar her gün belli miktarda etonogestrel salgılar ve yumurtlamayı engelleyerek gebelikten korur. Ayrıca endometriyumu incelterek embriyonun rahime tutunmasını engeller, rahim ağzındaki mukusu kalınlaştırarak sperm geçişini engeller. İmplanonun koruyuculuğu 3 yıl devam eder. Koruyuculuğu %100’e yakındır.

Norplant de cilt altına takılır ve implanon gibi etki eder. Norplantin implanondan farkı, norplant de 6 çubuk vardır, implanon da 1 çubuk vardır. Bu nedenle implanonun takılması norplante göre daha kolaydır.

Cilt altı implantlarının en önemli yan etkisi ara kanamalar ve kilo almadır. Bu nedenle hasta memnuniyeti çok düşüktür.

Cilt altı implantlarının diğer bir dezavantajı da çıkarılırken kola kesi yapılması gerekmesidir. Bu faktörler göz önüne alındığında ülkemizde çok tercih edilen doğum kontrol yöntemi değildir.

Doğum Kontrol İğneleri (Depo Medroksi Progesteron Asetat)

Depo Medroksi Progesteron Asetat (DMPA) progesteron türevi bir doğum kontrol iğnesidir. Doğum kontrol hapları gibi yumurtlamayı baskılayarak, rahim duvarını incelterek ve servikal mukusu kalınlaştırıp sperm geçişine engel olarak hamilelikten korur. Piyasada Depo provera ismiyle bulunan 3 aylık doğum kontrol iğnelerinin, Mesigyna piyasa ismiyle aylık yapılan iğne formu da vardır.

Bu iğne 3 ayda bir kalçadan veya koldan yapılır. 3 ay boyunca gebelikten garantili koruma sağlar. Başarı oranı çok yüksektir. 3 aylık iğneler adetli iken yapılır ve yapıldığı andan itibaren 3 aylık iğneler korumaya başlar.

3 aylık iğnelerin diğer bir faydası ise rahim kanserini (endometriyum kanseri) %80 azaltmasıdır. Ayrıca dış gebelik riskini ve endometriyozisi azaltır.

Doğum kontrol haplarının da benzer etkisi vardır. 3 aylık iğnelerin doğum kontrol haplarına üstünlüğü, her gün alınmasına gerek olmamasıdır. Ancak 3 aylık iğnelerin en önemli zararı kemik erimesine yol açmasıdır. Bu da uzun dönem kullanımını kısıtlamaktadır.

3 aylık doğum kontrol iğnelerinin diğer bir dezavantajı ise adet düzensizliği ve kilo alımına neden olmasıdır. Bazı çalışmalarda duygu durum bozukluğu ve depresyona neden olduğu da gösterilmiştir.

Koruma iğneleri kesildikten sonra adet düzensizliği devam edebilir ve yumurtlama 10 ay gibi geç sürede geri gelir. Bunlar da ilaç kullanımını kısıtlayan, hasta memnuniyetini azaltan faktörlerdir.

Rahim İçi Araç (Spiral, RİA)

Etkili korunma yöntemlerinden biri de rahim içi araç (RİA), halk arasındaki adıyla spiral takılmasıdır. Spiral çeşidine göre 5- 10 yıl arasında hamilelikten korur. Spiralle gebelik riski çok düşüktür. Ama spiralle hamile kalınırsa dış gebelik riski yüksektir.

Spiralle gebe kalanların çoğunda spiral kaymıştır, ancak hasta bunun farkında değildir. Bu nedenle RİA taktıranların düzenli muayene ile siprallerini kontrol ettirmeleri çok önemlidir. Spiral yerindeyken gebe kalma riski 1/1000 civarındadır.

RİA Nasıl Hamilelikten Korur?

Hormonal doğum kontrol yöntemlerinden farklı olarak spirallerin yumurtlama üzerine etkisi yoktur. Yumurta gelişimi ve ovulasyon normal döngüde gerçekleşir. RİA’nın gebeliği nasıl engellediği tam olarak anlaşılamamış olsa da olası 2 mekanizma üzerinde durulmaktadır.

  • Sperm üzerine toksik etki (spermisid etki)
  • Embriyonun rahim duvarına tutunmasını engellemesi

Spiral Ne Zaman Takılır?

İster hormonlu spiral, ister bakırlı spiral olsun, spiral adetin 2. veya 3. Günü takılır. Regl iken spiral takılmasının 2 avantajı vardır.

  • Hastanın gebe olmadığından emin olunur
  • Adetli iken rahim ağzı açık olduğu için spiral daha kolay takılır ve hasta daha az ağrı hisseder

Spiral Nasıl Takılır?

Spiral poliklinik şartlarında anesteziye gerek kalmadan kolayca takılabilir. Spiral takılırken adet sancısına benzer bir ağrı hissedilebilir ancak bu dayanılmayacak bir sancı değildir. Ancak hastanın ağrı eşiği çok düşükse anestezi altında uyuyarak da spiral takılabilir.

Rahim içi araç (RİA) takılmasında şu basamaklar izlenir.

  • Jinekolojik masada hasta litotomi pozisyonuna alınır
  • Spekülüm ile rahim ağzı görülür
  • Rahim ağzı antiseptik bir solüsyonla temizlenir
  • Tenekülüm denilen aletle rahim ağzı tutulur, hafif traksiyona alınarak uterusun aksı düzeltilir. Bu hareket spiral takılırken rahimin delinmemesi için çok önemlidir.
  • Rahimin aksı düzeltildikten sonra RİA rahimin fundusuna (tepesine ) yerleştirilir
  • Fazla olan spiralin ipi kesilir. İp çok kısa veya çok uzun kesilmemelidir. Kısa kesilirse ileride spiralin çıkarılması zor olabilir, uzun kesilirse hastanın eline veya eşinin penisine gelebilir.
  • Sipral takıldıktan sonra ultrasonla doğru yerde olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • 1 ay sonra hasta rahim içi aracın yerinde olup olmadığının kontrolü için kontrole çağrılmalıdır.

Kimler Spiral Taktırabilir?

Rahimde yapısal anomali, şekil bozukluğu olanlar, pelvik enfeksiyon şüphesi olanlar ve dış gebelik öyküsü olan kadınlar hariç herkes spiral taktırabilir.

Doğum yapmamışlara spiral takılmaz düşüncesi sadece bizim toplumda olan yanlış bir düşüncedir. Doğum yapmamış olmak spiral takılmaması için bir neden değildir. Sadece daha önce doğum yapmamışlarda rahim ağzı kapalı olacağı için RİA zor takılabilir. Ama bu durum sezaryenle doğum yapmış kadınlar için de geçerlidir.

Hangi hastaya, hangi spiralin uygun olduğu kararını vermek önemlidir. Örneğin, bakırlı spiraller adet kanama miktarını artırdığı için, adetleri uzun ve kanamalı olanlara bakırlı spiral takılması kanamayı daha da artıracak ve kansızlığa neden olacaktır. Bu nedenle yoğun kanaması olan hastalarda hormonlu spiral (Mirena) daha iyi bir seçenek olacaktır.

Spiral Çeşitleri Nelerdir?

Üç çeşit spiral vardır.

  • Bakırlı spiral (Multiload, Copper T 380)
  • Boncuklu spiral (Gynefix)
  • Hormonlu spiral (Mirena)

Bakırlı Spiral

Bakırlı spiraller (T 380 A) 36mm uzunluğunda ve 32mm çapında olan 2 kolunda 380 mm2 bakır içeren T şekilli rahim içi araçlardır. Bu spiralin hamilelikten koruma süresi 10 yıldır.

Bakırlı spiraller içerdiği bakır miktarına göre adet kanama miktarını artırır, adet süresini uzatır. Bu nedenle son yıllarda bakırlı rahim içi araçlar çok tercih edilmemektedir.

Bakırlı spiralin yan etkileri:

  • Rahim delinmesi (spiral takılması sırasında olabilir)
  • Spiralin kayması veya düşmesi (ilk 1 ayda en sık olur)
  • Pelvik enfeksiyon
  • Adet sancısı (dismenore)
  • Aşırı adet kanaması
  • Uzun süren adetler

Hormonlu Spiral (Mirena)

Hormonlu spiral tek çeşittir. Piyasada Mirena adıyla bulunan bu spirale levonorgestrel salgılayan rahim içi araç da denir.  T şeklindeki spiralin kollarında günlük levonorgestrel salgılayan progesteron hormonu vardır.

Bu hormon östrojenin tam tersi bir hormondur. Östrojen rahim duvarını kalınlaştırırken, progesteron rahim duvarının kalınlaşmasını engeller. Bu mekanizmayla Mirena rahim kanseri (endometriyum kanseri) riskini %70-80 azaltır.

Aynı mekanizmayla Mirena adet kanamalarını da azaltır. Hatta Mirena kullananlar 3-4 ayda bir adet görebilir. Ancak bunun vücuda herhangi bir zararı yoktur.

Mirenanın koruyuculuk süresi 5 yıldır. 5 yılda bir spiralin değiştirilmesi gerekir. Mirenanın kayma ve düşme riski bakırlı spirallere göre daha düşüktür. Bu da Mirena nın başka bir avantajıdır.

Mirenanın tek dezavantajı kullananların %10’unda ödem yapmasıdır. Ödem bitkisel çaylar, beslenme ile kolaylıkla atılabilir. Ödem nedeniyle hormonlu spiralden memnun olmayan hasta sayısı %1’den azdır.

Boncuklu Spiral (Gynefix)

Bakırlı spiraller kanama miktarını artırdığı için, bu yan etkiyi azaltmak amacıyla Gynefix adı verilen, yine içinde bakır bulunan ama bakır miktarı azaltılmış olan spiraller piyasaya sürülmüştür.

Gynefixin içindeki bakır miktarı daha az olduğu için regl kanamalarını artırmaz. Bakırlı spirallere göre kayma, düşme riski daha düşüktür.

Gynefix takılması diğer spiral takma tekniklerinden farklıdır. Gynefix takma eğitimi almış doktorların bu rahim içi aracı takması gerekir. Diğer türlü komplikasyon riski (rahim delinmesi, yanlış yere takma, spiralin düşmesi ) yüksek olacaktır.

Spiralin Kaydığı Nasıl Anlaşılır?

Bir kadın spiralin kaydığını aşırı kanama veya aşırı kasık ağrısı belirtilerinden anlayabilir. Ya da kendi kendine vajinal muayene ile spirali kontrol ettiğinde, spiral ipinin aşağı kaydığını hissedebilir veya vajinal tuşede eline direk spiral gelebilir.

Eğer spiralinizin kaydığından şüpheleniyorsanız mutlaka doktorunuzla görüşün. Spiralin yerinde olup olmadığını kontrol ettirin. Aksi taktirde, gebe kalabilirsiniz ve gebe kalırsanız dış gebelik riskiniz yüksek olacaktır.

RİA ile Hamile Kalanlar Ne Yapmalı?

Spiralle hamile kalanlar eğer gebeliği istemiyorlarsa aldırabilirler. Kürtaj esnasında spiralin ipi görünüyorsa önce spiral çekilir, ardından kürtaj yapılır.

Spiralle gebe kalan bir kadın gebeliğin devamını istiyorsa, düşük riski ve erken doğum riskinin arttığı konusunda hasta uyarılmalıdır. Bunun dışında bebekte sakatlığa yol açtığı yapılan çalışmalarda gösterilememiştir.

Eğer hasta gebeliğin devamını istiyorsa ve spiralin ipi vajinal muayenede görülüyorsa, spiralin çekilmesi gerekir. Rahim içi aracın ipi görünmüyorsa, spiral hiç ellenmemeli, yerinde bırakılmalıdır.

Kalıcı Korunma Yöntemleri

Kalıcı doğum kontrol yöntemleri 2 çeşittir.

  • Erkekte tüplerin bağlanması (Vazektomi)
  • Kadında tüplerin bağlanması (Tüp ligasyonu)

Her iki yöntemin de geri dönüşü yoktur. Çocuk sayısını tamamlamış, artık kesinlikle hamile kalmak istemeyenlerin yaptırabileceği kalıcı koruma yöntemlerinin koruyuculuğu %100’e yakındır.

Vazektomi (Erkekte Tüplerin Bağlanması)

Vazektomi, lokal anestezi altında skrotumdan küçük bir kesi ile yapılan kolay bir ameliyattır. Spermlerin geldiği kanal olan vaz deferens ameliyatla bağlanır. Vazektomi ameliyatı sonrası ilk 3 ay gebelik olabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 3 ay başka bir yöntemle de korunulmalıdır. 3 aydan sonra vazektominin hamilelikten koruyuculuğu %100’e yakındır.

Bilateral Tüp Ligasyonu (Kadında Tüplerin Bağlanması)

Tüp ligasyonu geri dönüşü olmayan, kalıcı doğum kontrol yöntemlerinden biridir. Spermle yumurta tüplerde karşılaşır ve döllenme tüplerde gerçekleşir. Tüpler bağlanırsa spermle yumurta hiçbir zaman karşılaşamaz ve gebelik meydana gelmez.

Tüplerin bağlanması sezaryen sırasında yapılabilir, normal doğum sonrası mini laparotomi ile yapılabilir. Ya da herhangi bir zamanda laparoskopik (kapalı ameliyat) olarak tüpler bağlanabilir.

Kadında tüplerin bağlanması %100’e yakın hamilelikten korur. Ancak nadiren tüpün bağlanma yerinde yeni bir yol oluşup, sperm buradan geçerek gebelik oluşabilir. Ancak bu durumda dış gebelik riski artar.

Tüpler bağlandıktan sonra tekrar çocuk sahibi olmak istenirse, tek seçenek tüp bebektir. Çünkü tüp bebekte tüplere ihtiyaç yoktur.

Tüp açma ameliyatlarının başarı şansı çok düşüktür. Başarılı bir şekilde tüp açılsa bile o tüpte dış gebelik riski yüksek olacaktır. Bu nedenle tüplerini bağlatan bir kadın tekrar çocuk sahibi olmak isterse en mantıklı yol tüp bebek tedavisidir.

Halk arasında tüpler bağlanırsa adetlerde düzensizlik olacağı düşüncesi çok yaygındır. Ancak bu düşünce doğru değildir, adetlerin tüplerle hiçbir ilgisi yoktur. Bilimsel çalışmalar da tüplerin bağlanmasının adet düzensizliğine neden olmadığını göstermektedir.

Acil Kontrasepsiyon

Korunmasız ilişki sonrasında veya kullanılmakta olan korunma metodunun başarısız olduğu durumlarda başvurulan doğum kontrol yöntemlerine acil kontrasepsiyon denir. Acil kontrasepsiyon yöntemleri arasında şunlar bulunur.

  • Levonorgestrel içeren kombine doğum kontrol hapları (yuzpe metodu)
  • Ulipristal asetat içeren ertesi gün hapı (ella ertesi gün hapı)
  • Bakırlı rahim içi araç (RİA) takılması

Ertesi Gün Hapı

Yuzpe metodunda 12 saat ara ile 2 kez, 100 mikrogram etinilöstrodiol ve 600 mikrogram levonorgestrel alınır (Mikrogynon, miranova gibi). Yani normal doğum kontrol hapı daha yüksek dozda alınarak doğum kontrolü sağlanır.

Ertesi gün haplarının içinde ise sadece progesteron bulunur. Ertesi gün hapı korunmasız ilişkiden sonraki en kısa zamanda alınmalıdır. Ne kadar erken alınırsa etkinliği o kadar fazladır. Yapılan çalışmalarda ilk 72 saatte alınan ertesi gün hapının daha etkili olduğu gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda ilişkiden sonraki 5 güne kadar (120 saat) hap alındığında hamile kalmayı engellediği gösterilse de pratikte ilk 72 saat içinde ertesi gün hapının alınması en etkilidir.

Ancak ertesi gün hapı ile korunma bir korunma metodu değildir. Acil durumlarda, mecbur kalındığında kullanılması gereken bir doğum kontrol yöntemidir. Eğer sık sık ertesi gün hapı almaya mecbur kalıyorsanız, başka bir yöntemle korunmanız daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.

Acil Spiral Takılması

Korunmasız ilişki sonrası 7 gün içinde acil spiral (RİA) takılırsa, hamilelikten koruma sağlar. Ancak 7 günden daha da geç takılırsa gebeliği önleyemeyecektir. Çünkü döllenmeden sonraki 5-7. Gün embriyo rahime tutunur. Acil spiral takılmasının gebeliği önleyebilmesi için embriyo rahime tutunmadan spiralin takılması gerekir.

Emzirme Döneminde Hangi Korunma Yöntemleri Kullanılır?

Sadece anne sütü verenlerde, ek gıda vermeyenlerde anne sütü ilk 3 ay kesin korur. Hatta bazı çalışmalarda emzirmenin 6 ay gebelikten koruduğu belirtilmektedir.

Emzirmeyenlerde veya mama ile ek gıda verenlerde süt sadece 3 hafta korur. Bu dönemde adet olmasa bile gebe kalınabilir. Bu açıdan hastanın dikkatli olması gerekir.

Emziren annelerde kombine doğum kontrol hapları ilk 6 ay kullanılmaz. Çünkü doğum kontrol hapları anne sütünün kalitesini bozar, besleyiciliğini ve protein oranını azaltır. Emzirenlerde ek gıdaya geçildikten sonra (6. Aydan sonra) doğum kontrol hapı kullanılabilir.

Emzirenlerde spiral de takılabilir. İster bakırlı, isterse hormonlu spiral olsun emzirme döneminde güvenle takılabilir.

Sadece progesteron içeren mini haplar, emzirme döneminin her hangi bir zamanında kullanılabilir. Anne sütünün içeriğini bozmaz, bebeğe zararı olmaz.

Erkek Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?

Erkek doğum kontrol yöntemleri arasında kondom, vazektomi (tüplerin bağlanması) ve geri çekme yöntemi sayılabilir. Bu yöntemler arasında koruyuculuğu en düşük olan geleneksel geri çekme metodudur.

En Risksiz Doğum Kontrol Yöntemi Hangisidir?

En risksiz, en iyi doğum kontrol yöntemi diye bir şey yoktur. Her yöntemin kendine göre avantaj ve dezavantajı vardır. Burada önemli olan hasta için en uygun, en güvenli, yan etkisi en az olan doğum kontrol yöntemini seçmektir. Yani doğum kontrol yöntemi hastalara göre bireyselleştirilmelidir.

Türkiye’de En Çok Kullanılan Doğum Kontrol Yöntemleri Hangisidir?

Türkiye de en çok kullanılan doğum kontrol yöntemi ne yazık ki geri çekilme metodudur. Ancak bu yöntemin güvenilirliği çok düşüktür. Geri çekilmeden sonra en sık kullanılan yöntemlerden biri de kondom kullanımı ve spiral takılmasıdır.

Spiral çeşitleri arasından ise bakırlı spiraller daha çok kullanılmaktadır. Hem maliyeti az olduğu için, hem de doktorlar bakırlı spiral takmaya daha yatkın olduğu için bakırlı spiraller daha çok tercih edilmektedir.

Hormonlu spiral kullanımı da son zamanlarda artmaya başlamıştır. Ben kendi pratiğimde hormonlu spiral takmayı daha çok tercih ediyorum. Çünkü hormonlu spiral, kanamayı artırarak hastanın hayat kalitesini bozmuyor, hem de rahim kanseri riskini azaltıyor.

Diğer ülkelerde doğum kontrol hapı kullanımı çok sık olmasına rağmen, Türkiye de doğum kontrol haplarının zararlı olduğuna inanıldığı için, hapın kullanımından çoğunlukla çekinilmektedir. Doğum kontrol haplarının birçok faydası olduğuna yukarıda değinmiştim. En önemli faydası da rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini %80 azaltmasıdır. Sadece bu faydasından dolayı bile doğum kontrol hapı uygun hasta grubunda kesinlikle tercih edilmesi gereken bir yöntemdir.

Kadınlara ait doğum kontrol yöntemleri Prof. Dr. Deniz Ulaş tarafından Ankara Çukurambar da bulunan kliniğinde hastaya özel, bireyselleştirilerek uygulanmaktadır. Doğum kontrol yöntemleri ile daha ayrıntılı bilgi için 05059819919 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.